Sözlük

Bu sözlük site içi kullanımı kolaylaştırmak, terimlere hakim olmak ve yerel ağızlardaki sözcüklerin kaybolmaması amacıyla oluşturulmuştur.

  • Anız: Ekin biçildikten sonra tarlada kalan saplı kök.
  • Arık-Ark: Su yolu, fide veya sebze dikilen yer, karık.
  • Başak: Hasat sonrası geriye kalan ürünler, ekinlerin tanelerini taşıyan baş.
  • Cibre: Sıkılıp suyu alınan üzüm vb. meyvelerin posası.
  • Çelik: Kök salması ya da aşı amacıyla kesilmiş dal.
  • Çetir: Dikenli çalılıklardan oluşan insan eli değmemiş yer.
  • Çiy: Havadaki nemin gece serinliğiyle toprak, yaprak ya da herhangi bir yüzeyde oluşturduğu su damlaları.
  • Çırpak: Ağaçları çırpmak için kullanılan sopa, sırık.
  • Darı: Mısır.
  • Dayak: Bir şeyin yıkılmaması için dayanan ağaç, destek.
  • Delice: Yabani, aşılanmamış zeytin ağacı.
  • Dikmek: Yetiştirmek amacıyla bir bitkiyi toprağa yerleştirmek.
  • Don: Havanın sıfır dereceden aşağı düşmesiyle birlikte suların buz tutması.
  • Düven(Düğen): Harmanda buğdayın sapı ve tanesini ayırmaya yarayan, altında keskin taşları bulunan ve hayvanlar tarafından çekilen ağaç alet.
  • Ekin: Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya kadar aldığı durum
  • Ekmek: Bir bitki yetiştirmek amacı ile tohumu toprağa atmak ya da gömmek.
  • Ellemek: Toplamak (zeytin için).
  • Fidan: Yeni yetişen ağaç veya ağaççık.
  • Fide: Tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikmek için hazırlanan sebze veya çiçek.
  • Folluk: Tavukların yumurtlaması için hazırlanmış yer.
  • Gurk (olmak): Kuluçkaya yatmak (tavuklar için).
  • Herek: Genellikle sebzelere ve genç fidanlara destek olarak dikilen sırık.
  • İcar: Kira.
  • Karık: Bahçelerde sebze ekilen bölümler, ince su yolu, arık,ark.
  • Kesek: Belin ya da çapanın çıkardığı iri toprak parçası.
  • Kırağı: Havadaki nemin soğuk havalarda donmasıyla toprak, yaprak ya da herhangi bir yüzeyde oluşturduğu ince tabaka.
  • Kızışmak: Islaklık ve bakterilerin etkisi ile çürümek.
  • Koruk: Henüz olgunlaşmamış ekşi üzüm.
  • Kuru Duvar: Harç kullanılmadan örülen duvar.
  • Malç: Toprağın neminin korunması, veriminin artırılması ve yabancı otların baskılanması amacı ile toprak yüzeyine uygulanan malzeme tabakası.
  • Ortakçı: Ortakçılık yapan kimse, yarıcı.
  • Palandız: Ağaç köklerinden çıkan filiz, dip sürgünü, piç.
  • Pırnal (Piynar): Kışın yapraklarını dökmeyen bir tür meşe çalısı.
  • Piç: Ağaç köklerinden çıkan filiz, dip sürgünü, palandız.
  • Seki: Tarla ve bahçelerde genellikle kuru duvarlar yardımıyla oluşturulan basamak şeklindeki set.
  • Sergi: Genelde zeytin toplarken yere serilen çul, yaygı, yazgı.
  • Şaşırtmak: Daya iyi gelişmeleri için fide veya fidanların yerlerini değiştirmek.
  • Tav: Genellikle toprağın işlenebilecek duruma gelmesi, topraktaki nemin uygun seviyeye gelmesi. (toprağın tavına gelmesi)
  • Tezek: Yakacak olarak kullanılmak üzere kurutulmuş hayvan gübresi.
  • Tınaz: Dövülerek savrulmaya hazırlanan ekin yığını.
  • Tohur: Ürün, verim, daha gonca olmamış çiçek tomurcuğu.
  • Tohura vermek: Bahçenin sahibinin o yılki ürünü bir başkasına ağaç üzerinde satması.
  • Tohurcu: Bahçenin ya da tarlanın o yılki ürününü satın alıp, toplayacak kişi.
  • Viyol: Sebze tohumlarının çimlendirilmesi için yapılmış yuvaları bulunan fide kabı.
  • Yabancı ot: İnsan eliyle oluşturulan tarla veya bahçelerde istenmeyen, kültür bitkisi dışında kalan tüm bitkiler.
  • Yabani ot: Herhangi tarım yapılmayan bir alanda kendiliğinden gelişen bitkiler.
  • Yarıcı: Tarlayı eken, bakan ve ürünün yarısını alan ortak.
  • Yatak / Tohum Yatağı: Tohumların çimlenmesine ve kök gelişimine olanak sağlayan toprak ya da benzeri ortam.
  • Yaygı: Genelde zeytin toplarken yere serilen çul, yazgı, sergi.
  • Yazgı: Genelde zeytin toplarken yere serilen çul, yaygı, sergi.

Not: Burada kullanılan sözcükler İzmir-Seferihisar yöresinden edinilmiştir, yöreden yöreye farklılık gösterebilmektedir.

Kaynaklar